28 12 2005

ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM, YA HENÜZ ÖĞRENMEDİKLERİM??

Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır. Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir. Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor. Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. Öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki... Aşk kelime... Devamı

22 12 2005

KERTENKELE....

Asagida anlatacagim hikaye Japonya'da yasanmis gerçek bir olaydir. (..MIŞ)Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvari yikar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasinda çukur bir bosluk bulunur. duvari yikarken, orada disardan gelen bir çivinin ayagina battigi için sikismis bir kertenkele görür. Adam bunu gördügünde kendini kotu hisseder ve ayni zamanda meraklanirda kertenkelenin ayagina çakilmis çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yil önce, ev yapilirken çakilmisti. Nasil olmustu da kertenkele bu pozisyonda hiç kipirdamadan 10 yil boyunca yasamayi basarmisti? Karanlik bir duvar boslugunda hiç kipirdamadan 10 yil boyunca yasamak çok zor olmaliydi. Sonra bu kertenkelenin 10 yildir hiç kipirdamadan nasil 10 yil yasadigini dusundu- ayak çivilenmisti!! Böylece çalismayi birakir ve kertenkeleyi izlemeye baslar, ne yiyor acaba? Sonra nereden çiktigini fark edemedigi baska bir kertenkele gelir agzinda tasidigi yemekle... Inanilmaz!!! Adami sersemletir gördügü manzara. Bu nasil bir sevgi? Ayagi çivilenmis kertenkele, 10 yildir diger kertenkele tarafindan beslenmekteydi... Bu hikayeyi ilk duydugumda çok etkilendim ve aralarindaki muhtemel iliski turunu düsünmekten vazgeçtim: es, arkadas, sevgili, agabey, kiz kardes....... > > > SIZI SEVENLERI ASLA TERK ETMEYIN, UNUTMAYIN ONLARI... Devamı

22 12 2005

ERKEKLERİN KADINLAR HAKKINDA BİLMEDİĞİ YÜZLERCE ŞEYDEN İLK ON TA

1) Erkekler, kadınların bazen diğer zamanlardan biraz daha fazla ilgi beklediklerini hissedemezler.2) Erkekler, kadınların bazı durumlarda istediklerini çok zekice bir yolla yapabildiklerini bilmezler. Her kadının istediklerini yaptırtmak için birbirinden kurnazca numaraları vardır. Erkeklerin tahmin ettiği kadar saf bir kız yoktur. 3) Kadınlar bir takım şeyleri inanılmaz alttan alırlar. Hiçbir erkek kadının alttan aldığının farkına varamaz. Tartışmaların alt yapısında genelde bu vardır. 4) Ev işleriyle uğraşmaktan çok yorgun düştüklerinde bile erkekler, kadınların maruz kaldıkları bu Çin işkencesini görmezden gelerek azimle evin durumundan yakınırlar. 5) Kadınların kumandayı ele geçirdiklerinde neler yapabileceklerini ve bundan nasıl bir huzur duyabilceklerini bilmezler. 6) Arabayı kadınlar kullanırken erkeklerin yaptıkları eleştirileri, kadınlar aslında duymazdan gelirler. Kadınlar ehliyetlerinin cikletten çıkmadığını bilirler. 7) Erkekler, taciz edilen kadınların neler hissettiklerini asla bilemeyecekler. Gündelik hayatta kadınları taciz etmeye bir marifetmiş gibi devam edecekler. Erkekler, kadınlarla kavga ederlerken, güleryüz ve tatlı dille her şeyi halledebileceklerini bir türlü farkedemezler. Bozulan ilişkilerdeki temel sorun belki de güleryüz eksikliğidir. 9) Erkekler, futbol seyrederken kadınların neler hissettiklerini anlayamazlar. Varsa yoksa tuttuğu takımın galip gelmesidir, akıllarından geçen... 10) Bu dokuz maddenin dokuzunun da geçerli olduğu yerlerde bile, erkekler aslında haklı olduklarını savunurlarken, yinede kadınların hissettiklerini hiçbir zaman bilemeyecekler.. Devamı

22 12 2005

bir erkeğin hayatı nasıl karartılır:))

Aynı konunun 3 değişik versiyonu: 1-Kadın/Erkek, 2-Kadın/Kadın, 3-Erkek/Erkek1.Versiyon: Kadın / Erkek: Bir erkeğin hayatı nasıl karartılır? Kadın: Saçımı kestireyim mi?Erkek: Olur.Kadın: Ama kıyamıyorum.Erkek: Öyleyse kestirme.Kadın: Canım değişiklik istiyor...Erkek: O halde kestir.Kadın: Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi.Erkek: Eger nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.Kadın: Beni tanıdığında kısaydı..Erkek: Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum:"Ne güzel olurdun uzun saçla"Kadın: Ama herkes kesmemi söylüyor.Erkek: Bu durumda kuafore git, ve bırak uyuyayım lütfen. Bunu senden Allah rızası için istiyorum.Kadın: Peki nasıl kestireyim? Kat kat mı yoksa perçemli mi?Erkek: Kat kat.Kadın: Bana yakışacağını sanmıyorum, çünkü saçım çok düz.Erkek: Bırak perçemli olsun öyleyse.Kadın: Çok yorucu.Erkek: Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.Kadın: O zaman asla uzatamam.Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.Kadın: Bana guzelim deme!!!Erkek:?!?!?!?!!!2.Versiyon: Kadın / Kadın:1.Kadın: Ah şekerim sacını mi kestirdin? Ne kadar güzel olmuşsun!2.Kadın: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamıyorum. Ay çok mu kısa oldu acaba...?1.Kadın: Amaaan ne alakası var. Benim yüzüm bu kadar geniş olmasa, aynı kesimi ben dedenerdim. Benim şu saçım klasik oldu artık, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum.2.Kadın: Ay yapma Allah aşkına nesi varmış yüzünün... Bak şöyle suralarından kat verdirsen, harika olur! Benim de boynum uzun olmasa aynı seninki gibi bir model yaptırırdım.1.Kadın: Ah şekerim sen de bir alemsin. Keşke benim de boynum seninki gibi olsa. Enazından şu çökük omuzlarımın dikkat çekmesini engellemiş olurdum.2.Kadın: Ayol sen ne diyorsun? Senin gibi omuzları olmasını isteyen bir sürü kız var...Giydigin her şey sana öyle yakışıyor ki... Bir de benim şu kısa kollarıma bak. Omuzlarım seninkiler gibi olsaydı, giydiğim bluzlar üstümde emanet gibi durur muydu?Vır vır vır, dır dır dır...3.Versiyon: Erkek / Erkek:1.Adam: Saçın... Devamı

21 12 2005

GÜLÜMSEME BULAŞICIDIR..TEK CEVABI GÜLÜMSEMEDİR...HERŞEYİ DEĞİŞTİ

Bir gülümseme insana hiçbir şeye mal olmaz. Fakat çok şey kazandırır. Vereni fakirleştirmeden alanı zengin eder. Gülümseme sadece bir an sürer, fakat anısı bazen sonsuza dek yaşar. Hiç kimse onsuz yaşayacak kadar zengin veya güçlü değildir. Gülümseme evde mutluluk, işte başarı yaratır. Dostluğun ve içtenliğin parolasıdır. O yorguna dinlenme, üzgüne neşe verir. Böyle olmakla birlikte, satın alınamaz, rica ve minnetle elde edilemez. Ödünç alınamaz veya çalınmaz, zorla sahip olunamaz. Çünkü kendiliğinden verilmedikçe hiç kimsenin işine yaramaz. Bazı kimseler size gülümsemeyecek kadar yorgundurlar, onlara siz gülümseyiniz. Gülümsemeyenlerin güleryüz görmeye gereksinimleri herkesten çoktur. "Her zaman gülümse, dudaklarından tebessüm eksik olmasın, hatta bu acıtsa bile." Devamı

21 12 2005

BEN SEVİYORUM NAZIM HİKMET RAN'IN KALBİNİ

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM Memleketimi seviyorum :Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımımemleketimin şarkıları ve tütünü gibi.Memleketim :Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,kurşun kubbeler ve fabrika bacalarıbenim o kendi kendinden bile gizleyereksarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.Memleketim.Memleketim ne kadar geniş :dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorumve güneyepamuk işleyenlere gitmek içinToroslardan bir kerre olsun geçemedim diye utanıyorum.Memleketim :develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,kavaksöğütve kırmızı toprak.Memleketim.Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini sevenalabalıkve onun yarım kiloluğupulsuz, gümüş derisinde kızıltılarlaBolu'nun Abant gölünde yüzer.Memleketim :Ankara ovasında keçiler :kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,zeytinincirkavunve renk renksalkım salkım üzümlerve sonra karasabanve sonra kara sığırve sonra : ileri, güzel, iyiher şeyihayran bir çocuk sevinciyle kabule hazırçalışkan, namuslu, yiğit insanlarımyarı aç, yarı tokyarı esir... Devamı

21 12 2005

2005 i yollamadan önce..............

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu? ve siz onu hiç kokladınız mı?Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç saşırdınız mı?Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı hiç?Çimlere uzandığınız oldu mu?Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?Kaç kez kuşlara yem attınız?Bir çiçegi dalında kokladınız mı?Bu yıl kaç gökkusağı gördünüz?Ya da hediye alan bir çocugun gözlerindeki ışığı?Kaç kez mektup aldınız bu yıl?Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?Kimseyle barıştınız mı bu yıl?Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez hissettiniz bu yıl?İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "Küçük şey"e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?Yeni yılda düşünün..GERÇEKLER... ASLINDA HERŞEY BOŞYayılın çimenlerin üzerine....Acele edin...Er veya geç...Çimenler yayılacak üzerinize...Jaques Prevert Devamı

21 12 2005

BİR BU EKSİKTİ:( NEDİR BU BANU ALKAN, MURAT TAŞDEMİR GÜNDEMİ?

ATV DE GÜNDE 4 SAAT BANU ALKAN-MURAT TAŞDEMİR İZLEYELİM Mİ? evet haklısınız eğer rayting olmasa bu kadar yatırımlar yapılmaz bu programlara..peki bu rayting neyin raytingi? bizlerde röntgenciliğin ispatı mı?   ya teşhircilik yanı? teşhircilik ve röntgencilik sağlıklı bir psikoloji midir? tv de olunca iş değişiyor mu? ya olayın başka yönleri..bizim toplumumuza ve aile yaşamımıza uygun mu bu görüntüler..bize uygun olmayan görüntülerin evimize girmeye ve bizim çocuklarımızın gözünü kulağını alıştırmaya ne hakkı var? bu murat taşdemir evli değil midir hala?? evli bir adamla bir kadının 24 saat neyini evimize getirip bize izletiyorlar? çocuklarımıza biz ne kadar eğitim vermeye çalışırsak çalışalım bir düğmeye bastığımız an karşısına çıkanları nasıl açıklayacağız..acaba gittikçe kötüye giden şeylerin nedenleri ne toplumumuzda..lise gençliğine bir baktınız mı??erkeklerine de kızlarına da..birkaç yıl sonra büyüyecek ve önemli yerlerde olacak bu gençlik bu özgür yayınlarla büyüdü, biz yetiştiremedik, bize hiç uymayan başkaları yetiştirdi, biz düzeltmeye uğraşıp durduk.. peki aile yaşamımıza evli olmayan iki kişinin beraberliği uyuyor mu? artık bu tür ilişkileri mi olağan ve normal bulalım yoksa çocuklarımıza iki de bir sen bakma ona, sen bakma buna, bu hiç de normal değil, şu aslında doğru değil deyip duralım mı? gittikçe iyiye gideris anlarım o zaman bu dejenerilikteki ısrarı ama bişey kötüye gidiyorsa birşeyler yanlış ve değişmeli demektir. dünya üzerinde bir türk dendiğinde aile yapımız,gelenek ve göreneklerimiz, saygılarımız,asaletimiz akla gelir en çok..bence dünyanın en anne, en eş kadını türk kadını hala..ama nereye gideceğiz bu gençlikler de büyüdüğünde..bir ülkenin tv sinasıl olur da o ülkenin geleneklerinin, göreneklerinin dışına bu kadar çıkabilir? o zaman o toplumda çocuk yetiştirirken ailelere kim yardım edecek. benim çocuğumu ben yetiştiremiyorum, hiç tanımadığım ve onaylamadığım birileri yetiştiriyor.. ve ben hiçbir zaman da anlamadım banu alkan ki... Devamı

20 12 2005

MUTLULUK ÖĞRENİLEN BİRŞEY...

MUTLULUĞUN YOLLARIBilim adamlarına göre mutluluk öğrenilebilir. Yani alın yazısı ile ilgiliolmadığını söylüyorlar. Mutlu olmak için herkes çeşitli yollar buluyor. Birbaşka deyişle lotodan milyarlar çıkmasına veya genlere ihtiyaç yok. İsteyeninsanlar mutluluğu gevşeyerek, dokunarak hatta bir küçük çoçuğun gülüşünde,bir bebeğin yumuk ellerinde ve stres halinde bile mutluluğu bulmak mümkünmüşdiyorlar. Alman Bunte Dergisinin son sayısında uzman Wilhelm Schmid Bodemutluluk reçetesini açıklamış:ÇOCUKLARAnketlere göre en büyük mutluluk çocuğuyla birlikte dünyayı çocuk gözleriylealgılamak için ikinci bir şans elde edenler daha mutlu daha heycanlısınırsız ve pespembe. Bol bol çocuklarla oynayın ilgilenin.KIRMIZI BİBERAcı kırmızı biber önce insanda cehennem duygusu uyandırır. Ancak hemenarkasından ödülü geliyor. Biberde "Capsacıh" adlı madde damakta endorfinsalgılanmasıyla acıları dindiriyor, insanı mutlu kılıyor. Bol acı yiyenAsyalılar onun için mutlular.ÇİÇEKLERDoğaya saygı gösteren mutlu olmayı da bilir. Araştırmalara göre çiçekinsanın mutluluk düzeyini yüzde yüz arttırıyor.MOR RENKMor renk araştırmacılara göre insan ruhunu dengeye kavuşturuyor. Kırmızıinsanı aktif yaparken mavi dinlendirirken kırmızı ve mavinin karışımı olanmor dengeyi sağlıyor.ÇİKOLATAFlört etmek gibi birşey. Bir kalem yemek mutluluk hormonu seratonin anındabeyin dolaşımına çıkıyor. İçindeki penilatin "lamin" insanı bulutlaraçıkıyor.MUZKendinizi güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz? hemen bir muz yiyin.Magnezyum ve Kalsiyum içeren bu meyva strese karşı birebir. O da mutlulukhormanı serotonin kışkırtıyor.GÜLMEKHerşeyi ciddiye alanlar baştan kaybediyor. Gülmek gülümsemek insanı sağlıklıve mutlu yapıyor. Bir kahkaha bin porsiyona bedeldir sözü doğrudur.SPORSpor yaparken de sonrasında da mutluluk hormanı salgılanıyor. Açık havadatenis oynamak koşu yapmak sıkı bir yürüyüş mutluluk hormonu serotoninsalgılamasını sağlıyor. Bulduğunuz her fırsatta spor yapın.GÜNLÜK TUTMAKİnsanın gerçek mutluluğu dışarda değil iç... Devamı

20 12 2005

YAPILAN İYİLİKTEN DAHA ÇABUK UNUTULAN BİRŞEY YOKMUŞ..

     Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır.       Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcılarıbir türlü ekememektedir.       Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar.       Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir.       Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar.       "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacaknefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.       " Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar,kurda içine girmesini söyler.       Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder.      Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.       Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar,köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır.       Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylüsırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.       "Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptın"       "Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeyebaslar.       "Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır buavcılardan kaçıyorum,çok bitkin düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım veburada senden başka yiyecek bir şey yok."       Köylü şaşırır:        "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."       "Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulanbir şeyyoktur" der kurt.       "Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seniy... Devamı

17 12 2005

Onu hatirlamaya mecbur oldugumu biliyor

Dün, beni derin duygularla sevdigini söyleyen bir kadina karsi, kabuguna gizlenen, korkak, hatta ruhsuz biri gibi davrandim... Hatta tedirginligimi, korkakligimi bana hissettirdigi için öfke bile duydum ona... Sebebi belliydi: Bu kabuguna gizlenen, korkak, sevgi yeteneksizi birini nasil bu denli gözü pek, bu denli kosulsuz duygularla sevdigini söyleyebilirdi ki o... Görmüyor muydu halimi, hissetmiyor muydu beni kendimle bir türlü örtüstürmeyen etrafimdaki derin boslugu? Her gün defalarca lanetler yagdirdigim, baskalarindan utançla gizledigim bu sevgi yeteneksizi varligi nasil sevebilirdi...   Beni sevmekte israr ederek bana verdigi aci ve sikintinin farkinda da degildi anlasilan!..   Üstelik bütün korku ve kaygilarima aldirmadan, hatta bütün bunlardan sevgisine ve varligima iliskin gizemli duyarlilik paylari çikarttigini ileri sürmesi beni iyiden iyiye geriletiyor; çevremdeki boslugu biraz daha büyütüyor; kendimle bulusmami saglayan bütün çikis yollarini kapatiyordu...   Aslinda o beni sevgisiyle yukariya, günlük hayata, olup biten her seye, aninda, hemen oracikta tepki vermeye çagiriyordu. Birisine araba mi çarpti, hemen o yaraliyi kucaklayip hastaneye götürmeye; birisi birisine biçakla mi saldirdi, üstüne mi yürüdü, hemen ayirmaya; olayi kimin baslattigina dikkat edip, gerekirse mahkemede taniklik yapmaya; komsularla dayanismaya; çocuk büyütmeye; karsi apartmandaki gözleri görmeyen adama roman okumaya; yan dairedeki yatalak kadina ilaç ve moral tasimaya çagiriyordu... Oysa ben çok istesem de, bunlarin hiçbirini yapamam. Elimden gelmez, beceremem. Ben istesem de hiçbir seye müdahale edemem, ben sadece önümde, çevremde olup biten her seye maruz kalirim. Dayak yiyen adamin kendisini elleriyle, kollariyla korumasina; biçaklanan adamin, yandim anam, diye bagirisina; yaralilara yardima kosan insanlarin ayak seslerindeki telasli ve abartili sevecenlige; yatalak kadini ziyaret edip çikarken, kadinin minnetle gülümsemesinin usul usul ve hüzünl... Devamı

16 12 2005

GERİ GERİ YÜRÜRSEK DÜŞERİZ, İLERİYE DOĞRU KOŞABİLİRİZ BİLE..GEÇM

Belki, Tanrı yanlış insanlarla tanışmamızı istedi doğru insanı tanımadan önce, böylece en sonunda doğru insanla tanışdığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki, mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur, fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile. Belki, en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir kelime etmediğiniz, ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır. Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir, fakat elimize gelene kadar neler kaçırdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur. Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat, ve birini sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini unutmak ise bir ömür sürer. Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olur gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun. Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var, ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız. Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sızı mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun. Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur. En mutlu kişiler, herşeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan herşeyin değerini en iy... Devamı

16 12 2005

DUYGUSAL UNUTMA..

Nefreti asmanin tek yolu var: Affetmek Baskalarini affettigimizde biz özgürlesiriz. Nefret yasamdan zevk almamizi, insanlarin güzel yanlarini görmemizi engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü degildir. Salt kötülükleri görmek bir süre sonra süphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde bogar insani. Nefret dolu bir yasam, mutsuz bir yasamdir. Affetmek insani derinlestirir. Affetmek için, insanin ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazir hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir. Kimsenin zorlamasiyla affetmek mümkün degildir. Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedisler bile bir sürecin ürünüdür. Affetmeyi seçtiginizde kimse size borçlanmayacaktir. Yani kosullu affetme yoktur. Diger insanin da sizi affetmesini, degismesini veya sizin istediginiz gibi olmasini beklemeyin. Affetmek bir seçimdir. Amaci sizin rahatlamanizdir, sizin özgürlesmenizdir. Nefret duydugunuz kisinin yasiyor ya da ölmüs olmasi sizin affetme sürecinde duydugunuz acilarin yogunlugunda bir farklilik yaratmayacaktir. O acilar sizin acilariniz. Affetmek kolay degildir. Fakat özgürlesmek için gereklidir. Çogu insan affetmenin nefret ettigi kisiyi suçsuz ya da hakli buldugu anlamina gelecegini sanir. Oysa affetmek, geçmisteki anilarin boyundurugundan kurtulmak, yasamimizi kontrol altinda tutmasina son vermek demektir. Affetmek, o kisiyi sevmek degil. Affetmek, o kisiyle konusmak zorunda olmak degil. Affetmek, o kisiyle iliskiyi sürdürmek degil. Affetmek, o kisinin beklentileri dogrultusunda davranmak degil. Affetmek, o kisiyi kucaklamak degil. Affetmek, o kisiyi suçsuz bulmak degil. Affetmek, o kisiyi hakli bulmak degil. Affetmek, o kisinin verdigi zararlari telafi etmek için çaba göstermemek degil. Affetmek kirginligin, küskünlügün, nefretin hapishanesinden özgürlüge kavusmaktir. Affetmek artik aciyi hissetmemektir. Yapilanlari zihinsel olarak unutmak zaten mümkün degildir. "Duygusal unutma" affetmenin diger adidir ... Devamı

16 12 2005

SANİYELER AYDIN OLSUN...İYİ SANİYELER HEPİMİZE..

bir banka hesabı düşünün...hersabah 86 bin 400 milyar hesabınıza yatıyor.ancak para ertesi güne devretmiyor,harcıyamadığınız sıfırlanıyor.ertesi sabaha yine 86 bin 400 milyarla başlıyorsunuz.ne yaprdınız?kuruşuna kadar harcamak için ne gerekiyorsa degilmi?hepimizin böyle bir bankası var.adına zaman diyoruz.hersabah size 86bin400 saniye veriyor akşam uyuduğunuz anda hesabı sıfırlıyor.geriye dönüş yok.en iyi şekilde kullanmak sizin elinizde...  bir yılın değerini tek ders yüzünden sınıfta kalmış ögrenciye sorun.  bir ayın değerini bebgi erken doğmuş bir anneye sorun...  bir haftayı bir haftalık dergi editörüne sorun...  bir saati buluşmak için bekleyen aşıklara sorun...  bir dakikayı otobüsü kaçıran yaşlı amcaya sorun...  bir saniyeyi trafik kazasında hayatta kalmış insan sorun...  saniyenin binde birinide olimpiyatlarda 100mtre koşu finalinde gümüş madalya alana sorun...  sizinde hergün 86bin400 saniyeniz var...  her saniyenin tadını çıkarın...  hemde hemen hemde şimdiii....  şimdiden size iyi saniyeler....   Devamı

16 12 2005

BEN SEVDİM Mİ KADIN GİBİ SEVERİM...

 Adam Gibi     .    Ben seni hiç sevmedim ki Durgun aksamlarda söyledigimiz sarkilari sevdim Bir çiçege gülmeni, bir güle benzemeni sevdim Birde yildizlari sevdim Eylül aksamlarinda gelip, Gözlerinde tutulan. Ben seni hiç sevmedim ki Beni yola koydugunda ayrilmayi sevdim Kursunlari sevdim beni vurdugunda Aglamayi sevdim unuttugunda Yalniz oldugumu anladigimda Ayakta kalmami sevdim Yikilmami sevdim seni hatirladigimda Ekmegi sever gibi sevdim sensizligi Su gibi özledim Temmuz günesinde sesini Ikindide yagmur gibi Geceleyin yagan yagmur gibi sevdim seni sevdigimi Ben seni hiç sevmedim ki Kuslara sarkilar ögretmeni sevdim Menekseyle konusmani Nisan'a hatirlatmani Baharin bir adinin da yalnizlik olmadigini Düstügün zaman kanayan yaralarini Ve tuhafligini üsüdügün zaman Sakiz satan çocuklari Yeni çikan sarkilari Her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim Denize düsmüs gül gibi düstüm atese Ben yangini sevdim yandigim zaman böyle iste Ben seni hiç sevmedim ki Bir gece bir ceylan indi dagdan kalbine Bir gece bir siir gibi kibrit alevinde Alemin ortasinda, kimsesizligin sesinde Bugusunda sabahin, acimasizliginda ahin Aglayan yüzünde Isa'nin Ferahlatan gücüyle duanin Korkutan yaniyla nar'in Incenin, zeytinin ve kalbin üstüne Gülün üstüne Tutundugum umudun üstüne Korkunun üstüne Hep senin üstüne, hep senin üstüne Ben seni hiç sevmedim ki Gittigin zaman gitmeni sevdim Evreni sevdim geldigin zaman Kalmani sevdim Korkuyordum sana alismaktan Yine de sevdim gülümsemeyi Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasindan Kirlara ilk kar düstügü zaman Ölümünün ne güzel oldugunu sevdim Seni içimde öldürdügüm zaman Ben seni hiç sevmedim ki Durgun aksamlarda söylenen sarki neyse Bir çiçege gülmeni, bir güle benzemeni sevdim Birde yildizlari sevdim Eylül aksamlarinda gelip, Gözlerinde tutulan. Düstügün zaman kanayan yaralarini Ve tuhafligini üsüdügün zaman Sakiz satan çocuklari Yeni çikan sarkilari Her kaybettiginde kazanan yanlarini s... Devamı

15 12 2005

EN SADE GERÇEKLER Mİ?? RENGARENK YALANLAR MI??

Bir zamanlar, Uzak Doğu'da, artık yaşlandığını veyerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparatorvarmış. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine;kendiyerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş.  Birgün,ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve:"Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vaktigeldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim." demiş.Gençler şaşırmışlar, ancak o sürdürmüş:"Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tektohum... Ama bu çok özel bir tohum. Evlerinize gidiponu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam biryıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya geleceksiniz.Sizi, yetiştirdiğiniz o tohuma göre değerlendirip,birinizi imparator seçeceğim."Saraya çağırılan gençlerin arasında Ling adında biri de varmış.O da diğerleri gibi tohumunu almış...Evine gidip heyecanla olayı annesine anlatmış.Annesi bir saksı ve biraz toprak bulup, onun tohumuekmesine yardım etmiş. Sonra birlikte dikkatlicesulamışlar. Her gün sulayıp büyümesini bekliyorlarmış.Yeterince zaman geçtikten sonra diğer gençlertohumlarının ne kadar büyüdüğünü anlatırken, Linghayal kırıklığı içinde, kendi tohumunda hiçbirdeğişiklik olmadığını görüyormuş.Üç hafta, dört hafta,beş hafta geçmiş... Hâlâ hiçbirgelişme yokmuş. Diğerleri yetişen bitkilerinden sözederken Ling çok üzülüyormuş. İmparatorun onubeceriksiz sanmasından çok endişeleniyormuş.Arkadaşlarına da hiçbir şey diyemiyor, sabırlabekliyormuş.Sonunda bir yıl bitmiş ve gençlerin yetiştirdikleribitkileri imparatorun huzuruna götürecekleri gün gelip çatmış.Ling, annesine boş saksıyı götüremeyeceğinisöyleyince, annesi ona cesaret verip; saksısınıgötürüp dürüst bir şekilde olanları imparatoraanlatmasını istemiş. Ling, pek istemese de, annesininsözünü tutmuş ve boş saksıyla saraya gitmiş.Saraya varınca arkadaşlarının yetiştirdiği bitkilerin güzelliklerikarşısında şaşırmış.Sonra imparator gelmiş ve tüm gençleri selamlamış.Ling, arkalarda bir yerlere saklanmaya çalışıyormuş."Ne büyük bitkiler, ... Devamı

14 12 2005

http://www.blogcu.com/BibiS/144862/#c97296 deki deniz kabukları

aynı deneyimin tırtıllarla ilgili olanı da benim anı sandığımdan çıktı:)) yıllarca okula gittiğim sokakların üzerinde bulduğum tüm tırtılları topladım ve eve getirdim. sol taraf okuldan dönüşte de sağ tarafım tren yolu tarafım yani otluktu ve çok tırtıl vardı.o tırtılları evde bir kutuya koyuyordum ağaçlardan topladığım yapraklarla bsliyordum, bana da annem kızardı, o kurtlar çiçeklerimi yiyor diyordu, ama tırtıllarım o kutudan hiç çıkmıyorlardı ki..o tırtıllarım kelebek olma aşamasına kadar izlememe izin veriyorlardı kendilerini, ama kelebek olmak için kozayı açtıktan sonra yakınlarında dallar olmalıymış, hemen bir dala uçup kanat çırpmaları gerekiyormuş, yoksa engelli oluyorlarmış, benim kelebeklerim hep engelli doğuyorlardı. bir de kozadan çıkarken hiç yardım edilmeyecek,,benim kelebeklerimin uçup kanat çırpacağı dalları hiç yoktu, kitaplığımın rafları da onlara yetmiyordu.bunu sonradan öğrendim:( birgün aynı yolda çok büyük ve muhteşem bir kelebek buldum, onu yakaladım, eve getirip kavonoza koydum, çünki onun ölmesini ve saklamayı istedim, nasılsa ömrü bir gündü değil mi..ama inanamadım. kelebeğim hamile imiş, kavonozun içi ufacık, beyaz, aslında şeffafca onlarca baloncuk gibi ya da inci gibi bişilerle dolmuştu.inanamadım,kelebeğim doğurmuştu. o onlarca inci tanesinden ufacık ufacık kurtcuk gibi siyah siyah bebek kelebekler çıkmıştı ve ben bu aşamadan sonrasına aynen daha önceki tırtıllarımda olduğu gibi devam etmiştim,çok severim kelebekleri:) ve hep şaşırırım allahın ömrü birgün olan bir yarattığına bile bu kadar kusursuz özenine.. Devamı

14 12 2005

UFAK ŞEYLER ÇOK FAZLA ŞEY DEĞİŞTİRİR, NE SÖYLEDİĞİMİZ DEĞİL, NAS

Çook zengin bir Hintli, geleceğini öğrenmek istedi ve sarayına birfalcı çağırttı. Falcı, önce bu zengin kişinin avucuna baktı, sonrayüzünü göğe çevirdi, yıldızlara baktı, daha sonra da cam küresinebaktı ve gördüklerini tek tek söyledi:- Efendimiz, üzülerek söylemek zorundayım, sizi çook büyük bir felaketbeklemektedir dedi. Altı oğlunuzu da kaybedeceksiniz ve altısının daölümlerine tanık olacaksınız.Zengin Hintli,"felaket habercisi bufalcıyı sarayından kovdurdu. Kendisine bir kese altın veril-mesinibeklerken kovulan falcı, söylenerek dışarı çıktı.Zengin Hintli adamlarına, geleceği doğru dürüst görebilen başka bir falcı bulmalarınısöyle-di. Adamları kentte ünlü bir başka falcı bulamayınca, bir öncekifalcıya gittiler, ona danıştılar. Ben kılık kıyafetimi değiştiririm,başka bir falcı gibi sizlerin huzununuza gelirim dedi. Siz deefendiniz karşısında, başka bir falcı bulamamış beceriksizler durumunadüşmekten kurtulursunuz.Birinci falcı, iki gün sonra başka bir falcı görünümünde yenidensaraya gitti ve bu kez yeni kimliğiyle zengin Hintli'nin karşısınagetirildi. İlk geldiğinde yaptığı gibi yine önce zengin Hintli'ninavucuna baktı, sonra yüzünü göğe çevirdi, yıldızlara baktı, daha sonrada cam küresine baktı ve gördüklerini yine tek tek ama bu kez değişikbiçimde söyledi:- Efendimiz, Tanrı'nın nimetleri üzerinizden hiçbir zaman eksikolmayacak dedi.Sizin altı oğlunuz var ama, siz onların tümünden dahaçok yaşaya-caksınız, onların tümünden daha uzun ömürlü olacaksınız. Nekadar talihli bir babasınız ki, evlatlarınızın hiçbiri, babalarınınölümünü görmeyecek, hiçbiri yaşamında baba acısıtanımayacaktır...Falcının, geleceği böyle görmesinden çok mutlu olanzengin Hintli, adamlarına emir verdi ve onlar da falcıya bin altınverdiler.... Devamı