29 01 2006

KIZILDERİLİ KİTABESİNDEN..

KIZILDERILI KITABESINDEN  - Yalan tohumdur.   Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki bire kırk verir.  - Bilgi de tohumdur.   Bire yüz verir. Verdiği yüzün her biri bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.  - Zeka sudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de.  - Yetenek topraktır.   Ne ekersen onu biçersin. Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.- Emek güneştir.   Tohuma da suya da toprağa da hayat verir.    - Kader çadırındaki kilimdir.    İpliğini Ulu Manitu verir sen dokursun.   Deseni sendendir, renkleri Tanrı' dan.  - Şans doğal gübredir.       B..... bir şeydir yani. Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz.    Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her şeyi bombok eder.      Oysa toprağına düşerse besler.  - Bu kitabe okuyana ilham, yazana derman, dağıtana şans getirir.  - Her kim ki okuyup mail box' ından siler   (Manitu aşkına mail box da nedir ?)     türlü lanet kapısından eksik olmaz.     Bu kitabeyi 15 kişiye yolla. Dileğin üç vakte kadar gerçek olacaktır. Silersen ornekleri asagida: başına gelecekleri sen düşün artık...    ** Şans:     Bizim komşunun evde kalmış kızı Zehra kitabeyi 15 kişiye yolladı; 3 ay sonra doktor Vahit' le evlendi.  **Lanet:       Dahiliye uzmanı Vahit bey kitabeyi sildi; 3 ay sonra bizim komşunun evde kalmış kızı Zehra' yla evlendi.  ** Şans:     Çifçi Hüseyin bey yazıyı 15 kişiye yolladı ; 3 gün sonra 4 dönümlük bağına çok yağlı bir müşteri çıktı. En çok 20 milyar edecek bağı 100 milyara dahiliye uzmanı  Vahit beye sattı. Bağı te... Devamı

29 01 2006

ANLAMLI SÖZLER ANLAYANA

-Hastalık hissedilir sağlık hissedilmez - T.Fuller --Insanda hayallerin yerini anilar almaya baslamissa, yaslilik baslamisdemektir. -James Brewer-- Mezardakilerin pisman olduklari seyler için, dünyadakiler birbirleriniyiyorlar!..- Kalp ne ile doluysa dudaklardan dokulur gider. -GOETHE-- Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içindeadam yok. -MEVLANA-- Para herseyi yapar diyen adam, Para için herseyi yapan adamdir. -BenjaminFranklin-- Istediginiz bazi seylere sahip olamamak , mutlulugun bir parcasidir.-B.RUSSEL-- Soz kalpten cikarsa kalbe kadar gider, dilden cikarsa kulagi asamaz.-ARAP ATASOZU-- Dogarken sen agladin çevrendekiler güldü, öyle bir hayat yasa ki öldüktensonra çevrendekiler aglasin sen gül...- Iyiligi gizli yapanlar, tanriya inananlardir. -BALZAC-- Kucuk seylere gereginden cok onem verenler , elinden buyuk isgelmeyenlerdir. -EFLATUN-- Bircok insan mutlulugu burnunun ustunde unutugu gozluk gibi etrafta arar.- Insanlarin yaptigi sahteparalar kadar paralarin yaptigi sahte insanlarvardir.- Insanlar sahip olduklarini küçümser, sahip olamadiklarini önemser.- Oyun bittigi zaman sah da piyon da ayni kutuya atilir.- Dal rüzgari affetmistir ama, kirilmistir bir kere.- Bildigini bilenin, arkasindan gidiniz.Bildigini bilmeyeni,uyandiriniz.Bilmedigini bilene, ögretinizBilmedigini bilmeyenden, kaçiniz.KONFIÇYÜS- Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalir. -Çin atasözü-- Ölümün bizi nerede bekledigi belli degil , iyisimi biz onu her yerdebekleyelim.  -Montaigne--Gençligine de güvenme, Ölen hep ihtiyar mi?-Ayrilik küçük sevgileri yok eder büyük sevgileri dahada yüceltir. Tipkirüzgarin mumu söndürüp atesi ise dahada alevlendirdigi gibi...-Insanlar görüntüleriyle karsilanir sahsiyetleriyle ugurlanir.-Insan papatyalara kosarken ezdigi kir çiçeklerinin farkina varamiyor.... Devamı

29 01 2006

ANILARDA YAŞARKEN..

Çekingen adımlarla sesiz ve ürkekBir gün uzaklardan bir giz gibi geldinO büyülü şarkılarını söyleyerekGençliğimi geri getirdi ellerinSundun paha biçilmez güzelleğiniÖylesine diri öylesine sıcakBöylesine bir mutluluk anladım kiÖmür boyunca bir kez yaşanır ancakBir kez nefes aldığını anlar bir günBir kez bir kişiyle insan bütünlenirÖzlem dediğimiz o hançer bir düşünBir kez saplanmak için kaç kez bilenirAnılarsa bitmez bizimdir daimaUmulmadık yerlerde yeşerir büyürYaşamak baştanbaşa yalan olsa daO alır bizi uzaklara götürürEmzirir gür memelerinden istekleBiz farkına varmadan uzar ömrümüzAnılarda yaşarken bir gün gelir deBiz de birer anı olur ölürüz.Ü.Y.OĞUZCAN  Devamı

29 01 2006

MUTLAKA BİR UMUT VAR, UNUTMA!!

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye önce müthiş bir acı duydu dudağında gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya... Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü neye benzerdi acep gökyüzü. Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu. "Dudağı yarıklar" denir, şanslıdır onlar, hani görüpte gökyüzünü, insanı, oltadan son anda kurtulanlar. Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı; yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa, şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci. İnsanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi yalanarak baktı gözünün içine yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu. İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına. Bir an öylece baka-kaldı. Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti tüm kederimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti. Bir kaç değerli pulunu Elime, avuçlarıma bırakarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye? "Bir gün dedim, bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye..."umutla kalın... Devamı

29 01 2006

BİR DİNLE, BİN DÜŞÜN,

Büyük bir kedi kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:‘Neden kuyruğunu kovalıyorsun?’Yavru kedi cevap vermiş:‘Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.’Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:‘Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor.’Her zaman kendi yolunuzda olmanız dileğiyle...Alıntı Devamı

29 01 2006

ANLARI ANLAMAK

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,ikincisinde daha çok hata yapardım.Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.Temizlik sorun bile olmazdı asla.Daha çok riske girerdim,seyahat ederdim daha fazla.Daha çok güneş doğuşu izler,daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.Görmediğim bir çok yere giderdim.Dondurma yerdim doyasıya,Daha az bezelye.Gerçek sorunlarım olurduhayali olanların yerine.Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum.Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.Anlar, sadece anlar, siz de "an"ı yaşayın.Hiçbir yere, yanına; termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben.Yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda, papuçlarımı atardım.Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer...Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...Ölüyorum...Jorge Luis Borges Devamı

29 01 2006

SEVGİYE YER KALMADI MI?

Uzakdoğu'da bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım.Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik,anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerdeki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.İçerdeki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.İçerdeki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır.Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu.Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamıyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kişiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz. Bir Polanya filminde Nazi dönemi anlatılıyordu.Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı.Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu.Komutan bu kadına âşık olduğunu anladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti: - Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor.- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor.İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez. İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır. Nefret etmeden birine kötülük yapamazsınız.Nefret etmeden birini öldüremezsiniz.Nefreti içinde barındırmak isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorunda... Devamı

29 01 2006

ÖYLE BİR HAYAT Kİ..

Öyle bir hayat yaşıyorum kiCenneti de gördüm, cehennemi de.Öyle bir aşk yasadım ki,Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.Bazıları seyrederken hayatı en önden,Kendime bir sahne buldum oynadım.Öyle bir rol vermişler kiOkudum,okudum,anlamadım.Kendi kendime konuştum bazen evimde.Hem kızdım, hem güldüm halime.Sonra dedim ki “Söz ver kendine.”Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksinSevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksinUçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin.Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.Öyle bir hayat yaşadım ki,Son yolculukları erken tanıdım.Öyle çok değerliymiş ki zaman,Hep acele etmem bundandıAnladım.Nietzsche Devamı

29 01 2006

PAPATYA FALI..

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerinihayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmayabaşlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatyagörmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağınıbilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğinüzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu."Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınızagelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçektenhoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarınıseyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayıgüneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çoksevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaretedip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya dakelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeğikaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yanaama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebekartık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınc... Devamı

29 01 2006

KURTLAR VADİSİ NE ZAMAN BİTİCEK :(

  birkaç dizi dışında tv de şiddet, saldırı, kan, tabanca, bıçak..... bunlar neden reyting yapar?? içinde gizlediği şiddetle yaşayan bu kadar çı çok aramızda, bir diziyi yıllardır bitirmeyecek kadar?? ben bir süre ilkokul ve yuvalarla çalıştım, çocukları zaten severim. çocuk psikolojisi ilgi alanlarımdan biri. bir ilkokulda müdürü ile uzunca sohbet ettik. _birşey oldu ilkokul öğrencilerine, dizginleyemiyoruz, aşırı saldırgan ve saygısızlar, saldırı ve kavgaları bile çocukça olmaktan çıktı, vurdulu kırdılı, kan gövdeyi götürürcesine, tekme tokat yumruklu kavgaları, başedemez olduk artık, eskiden müdüre saygı vardı, biz  nasıl durup nasıl konuşacağımızı şaşırırdık okul müdürümüzle, saygı hiç kalmadı, büyük bir mutsuzluk ve şiddet var çocuklarda dedi evet düşündüm de, hangi ilkokula gitsem teneffüs saatleri o kısacık 10 dakikalar inanılır gibi değil, herkes birbirine saldırıyor, vuruyor, çığlıklar sağır edici seviyelerde.. geceleri evlerinde bu ekonomik hayatın tek eğlencesi tv nin her kanalında kan, silah, bıçak, yumruk seyrederek büyüdüler bu çocuklar.onlar beyaz, üzerine daha hiç resim çizilmemiş, hiç yazı yazılmamış defter sayfası olarak geliyorlar bu dünyaya, ve hayatlarında yeri olan her kişi ver şey başlıyor o beyaz boş sayfaya yazıp çizmeye.. nedir bu kadar şiddet, kan, bıçak, dövüş nasıl bir bastırılmış nereden de gelip bastırılmış bir şiddet bu ki izlemek büyük keyif veriyor, adı ne olan nerelerden gelen bişeyleri tatmin ediyor? bu anlattıklarım ilkokulların durumuydu?? liseyi sormayın bile..oğlum mu geçen yıl liseyi bitirdi annemle ben mi ölüp ölüp dirildik bilmiyorum, annemde ben de lise görmeye dayanamıyoruz bu yıl... büyük bir ilçesinin tek lisesi istanbul' un..bir yıl içinde kaç kez polisler bile aciz kaldı çıkan kavgalarda?? kıavgaların ölçüsü aşmış artık lise yaşını filan. teröristler çatışması seviyesine gelmiş..döner bıçakları mı dersiniz, ağır yaralamalar mı dersiniz..müdürlerinden vaz geçtim koca karakol başedemez olm... Devamı

29 01 2006

MOTİVASYON ANDI

Aklımın dinginliğini hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya,Karşılaştığım herkesle sağlık, mutluluk ve başarıdan söz etmeye,Tüm arkadaşlarımın kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya,Her şeyin aydınlık yüzüne bakmaya ve iyimserliğimin gerçeğe dönüşmesine çabalamaya,Yalnız en iyiyi düşünmeye, yalnız en iyi için çalışmaya ve en iyiyi beklemeye,Başkalarının başarısından kendiminki kadar coşku duymaya,Geçmişin yanlışlarını unutmaya ve gelecekte daha büyük başarılara ulaşmak için var gücümle çalışmaya,Her zaman neşeli bir yüz ifadesine sahip olup, selamladığım her canlı varlığa gülümsemeye,Kendimi geliştirmeye,başkalarını eleştirmeye zaman bırakmayacak kadar çok zaman vermeye,Kaygılanmayacak kadar yüreğim geniş, kızgınlığa kapılmayacak kadar yüce,bozguna uğramayacak kadar güçlü ve üzüntüye kapılmayacak kadar mutlu olmaya KENDiME SÖZ VERiYORUM! Devamı

29 01 2006

OĞLUMUN 2055 BAYRAM GÜNLÜĞÜ

Sabah kalktım.Banyoda, kulağımdaki çipten benim için hazırlanmış haberleri dinlerken birayrıntıya takıldım:Bayrammış bugün...Daha fazla ayrıntı istedim: Dijital arşivin eski bayramlardan derlediği birfasıl çalmaya başladı.50 yıl öncesine gittim.* * *Babam anlatırdı:Eskiden ramazan geldi mi aileler bayramlaşmaya birbirine gidip gelirmiş. Ben de çocukluğumdan hayal meyal hatırlıyorum. Babamın anneannesi bütün aileyitoplar, nasırlı ellerini semaya kaldırıp hayır duaları okurdu. Ailenin büyüklericeplerimize şeker ve harçlık doldururdu.Zamanımızın "tek kişilik aile"lerine bakınca insan, çekirdek aileyi bileözlüyor.* * *Tatildi eskiden bayram... İnsanların bugünkü gibi çalışma gün ve saatlerinikendilerince belirleme lüksü yoktu.Ben de bayram tatili ilan ettim bugünü....Salonu karartıp eski bayramların anısına düzenlenen sembolik kutlamaları uydugörüntüleriyle üç boyutlu izledim; görüntülerin arasında gezdim.Baktım, Boğaz'ın 20 köprüsüne ve "büyük deprem"den sonra kurulan gökdelenlerinarasına lazerle mahyalar yazılmış.Harçlık verme âdetini hatırlatmak için de para basılmış; banknotlar piyasadankalktığından beridir neredeyse unutmuştuk parayı...Keyif için internette bayram alışverişi yaptım; avuç içi bilgisayarıma bayramşekeri ısmarladım. Ekranda gördüğü nesneyi tadı ve kokusuyla basabilen yazıcımayolladım; çıktıyı yedim. Çocukluğumdan hatırladığım tat bu değilmiş gibi geldi.* * *Merak edip arşive girdim; 100 yıl önceki gazetelere baktım.Sonra bir de 50 yıl öncekilere....Hayret, ikisinde de neredeyse aynı başlıklar vardı."Kıbrıs... AB... Ordunun müdahale yetkisi... Başbakan-basın çatışması... Yeniyetme zenginler ve fakir düşmüş eskiler..."Kasvet bastı içimi...On yıllar boyunca nasıl bir girdapta çırpınıp durmuşuz.Ne vakit kaybı!..Belki de ondan, 50 yıl öncesinden bir bilgenin atasözü yazıyor, bayramlık"nostalji berberi"nin neonlarında:"Enseyi karartmayın!"* * *"Bayram soğuk geçecek" diye bildirmiş yarım asır öncenin gazeteleri...Mars'taki arkadaşıyla sanal ortamda t... Devamı

27 01 2006

MEMETALİ' NİN YARIŞMA PROGRAMI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ??

    çok merak ediyorum o kızlar için tv de sadece görüntü ve alay konusu olmak neden bu kadar önemli olabilir ve bu kızlara acaba verilen yüklü paralar filan mı var genç bir kız kendine manavdaki armut muamelesini neden yaptırır? memetali nin o kızlara tavırlarına hiç dikkat ettiniz mi?? ne kadar küçümsediğini, alay ettiğini, obje gibi kullandığını,, bu yarışmada kadınların konumunu bir dikkatle incelediniz mi? ve ondan aldıkları cesaretle konuk erkeklerin o kızlara tavırlarını!! genç bir kız bu konumu neden kabul eder?bu kadar öneli kaçırılamayacak büyük fırsat nedir bu yarışmada genç kızlar için,, ya o kadar argo, o kadar belden aşağı mevzuu..güzel türkçemiz, diksiyonumuz, lehçemiz?? çocuklarımız eğitimi en çok tv den alıyorlar., çünki öğrenme en çok görerek oluyor tv de argo, küfür ne demektir? hangi kültürdür? pijama ile sunum ne demektir? hangi saygıdır seyirciye ve ülkemize?? tuvalette k... yapar gibi oturmak kime ne demektir? hangi terbiyedir?? kızları orası burası ellenecek, alay edip küçümsenecek, canı sıkılınca kırıp atacak oyuncak gibi göstermek ne demektir? neden insanlar kızları için hoş görmeyecekleri şeyleri başkalarına yapabiliyorlar? peki ya bu müzik eşliğinde ritmik hareketler yapan yarı çıplak, iç çamaşırlı kızlar furyasıneyin nesi?? haa dansöz diyorlar onlara da ben dansöz görünce kadınlığımdan utanıyorum ve hep oynatılan ayı lar geliyor aklıma ki ayı oynatılması yasaklanmıştı şimdi hala yasak mı bilmiyorum yılbaşında bile zor kabullendiğimiz dansözler hergün her tv de günün sabah dahil her saatinde tv de ne yapıyorlar?? hemcinslerim şu dansöz meselesi sizin de canınızı acıtmıyor mu? paraya ihtiyacı olduğu için bir hemcinsimiz müzik eşliğinde çıplak oynuyor, herkes ağzı açık gözleri alaycı onu seyrediyor:(( her görüşümde içimden bir erkeği sprit giydirip çıkarıp müzikle oynatıp kadınlara alkışlatasım geliyorken şimdi haberler kaldı birtek çıplak kadın oynatılmadığı:( tv nin karşısında asil bir ülke dolus... Devamı

27 01 2006

DİVAN EDEBİYATINDA GEÇER..

asık,sevgilisinin kapisini çalar...tak tak tak...--kim o?--ben....sevgili cevap verir...--burasi tek kişilik ,açamam...aşık caresiz döner gider...aradan bir zaman gecer yine sevgilinin kapisinavarir..(artik aşik aşk acisiyla olgunlasmistir)-- ta k tak tak...-- kim o?--SEN_haydi ,gel iceri Devamı

27 01 2006

2006 İÇİN KEHANETLER

Pakize SUDA2006'da neler olacak!GERÇİ merak ettiğiniz bir şey kalmamıştır.Kehanet kehanet üstüne zira.Fakat "Fazla kehanet göz çıkarmaz" diyerek buyurun benden de bir tane!***Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi ziyarete gelecek.Kapkaççılar, İstanbul'un çeşitli yerlerinde "irtibat büroları" oluşturacaklar. Herkes çantasını götürüp bu bürolara teslim edecek.Alt ve üst kimliğin üstüne kaçak kat çıkılacak.2005'te döşenen kaldırımlar sökülecek.Deniz Baykal, en uzun süren (tahminen 50 yıl) "Umut vaat eden genç politikacı" unvanından ötürü plaket alacak.AB, her TC vatandaşının bir elinde altı parmağı olması şartını getirecek."Kurtlar Vadisi Konutları"nın yapımına başlanacak.İbrahim Tatlıses eğitime el atacak; "Oxford Dansöz Üniversitesi" için çalışmalara başlayacak.Cumhurbaşkanımızı gülümserken gören olacak.Ocak ayındaki Kurban Bayramı ile ekim ayındaki Ramazan Bayramı tatilleri birleştirilecek.Evlere ve işyerlerine "estetik operasyon servisi" başlayacak.Gülben Ergen, bir dahaki yıla çocuk yapmayı düşündüklerini açıklayacak.İclal Aydın ile Tuna Kiremitçi sonunda "Lanet olsun" deyip gamzelerini silikonla doldurtacaklar.Recep Tayyip Erdoğan imzalı "Argo Sözlüğü" kitapçılarda yerini alacak.Yılmaz Erdoğan, bu defa "Narkotik İşler"le İstanbul'un uyuşturucu meselesine parmak basacak.Erken seçim olacak, Hükümet Partisi lideriyle Ana Muhalefet Partisi lideri "üç nokta" koyup siyasi hayatlarına devam etmek için uğraşacaklar. Maazallah o "üç noktadan biri"nin "son nokta" olma ihtimali de var tabii. Devamı

27 01 2006

ÇOCUKLARIN SOL YANI ACIMASIN :(

Merhaba anne,Yine ben geldim.Merak etme okuldan ciktim da geldim.Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum amaAli, "Okula gitmezsem annem cok kizar, merak eder."demisti de onun icin soyluyorum.Gecen hafta ogretmen, sag elimde sarimsak, sol elimdesogan dedirte dedirte ogretti sagimi solumu.Ben biliyorum artik anne, sagim neresi, solum neresiAgriyan yanimin neresi oldugunu.Simdi iyi biliyorum anne.Hani gecen geldigimde:Suram aciyor iste, suram demistim deBir turlu soyleyememistim ya aciyan yanimi anneBak simdi soyluyorum. Suram iste,Sol yanim cok aciyor anne.Hem de her gun aciyor anne her gun.Dun sabah annesi Ayse'nin saclarini ormustu.Elinden tutup okula getirdi.Yakasi da danteldi.Zil calinca optu, hadi yavrum sinifa dedi.Ben de agladim,Agladim hic de utanmadim.Ogretmen ne oldu dedi?Dustum, dizim cok aciyor dedim.Yalan soyledim anne.Dizim acimiyordu ama sol yanim cok aciyordu anne.Bugun ben de sacim orulsun istedim.Babam ordu ama onunki gibi olmadi.Dantel yaka istedim.Babam; "Ben bilmem ki kizim." dedi.Bari okula sen gotur dedim."Kizim, is..." dedi.Ben de bana ne dedim, agladim."Kizim, ekmek" dedi babam.Sustum ama okula giderken yine agladim anne.Ha, bi de sol yanim yine cok acidi anne.Herkesin coraplari bembeyaz,benimkiler gri gibi.Zeynep, "Annem, beyazlara renkli camasirkatmadan yikiyormus" dedi.Babam hepsini birlikte yikiyor.Babam camasir yikamasini bilmiyor mu anne?Uffff, babam, her gun domatespeynir koyuyor beslenmeme.Uzulmesin diye soylemiyorum amaArkadaslarim her gun kurabiye,borek, pasta getiriyor.Biliyorum babam pasta yapmasinibilmez anne.Hava karariyor, ben gideyim anne.Babam bilmiyor kacip kacip sana geldigimi.Duyarsa kizmaz ama cok uzulur biliyorum.Kim bozuyor topragini,Ciceklerini kim kopariyor?Izin verme anne,Ne olur topragina el surdurme!Eve gidince aklima geliyor bi debunun icin agliyorum anne.Bak, kavanoz yanimda,topragindan bir avuc daha alayim.Biliyor musun anne?Her gelisimde aldigim topraklariniSu kavanozda biriktirdim.Uzerine de resm... Devamı

27 01 2006

TÜRK KADINI OLABİLMEK !!

bu kadarına inanamıyorum hülya elinde bir puset tüp bebek yaptık diyor... bir insan bu kadar mı kendiyle alay edebilir, bence hayatının hatasını yaptı hülya..kimsenin bitemeyeceği kadar bitirecek bu yaptıkları onu bence, bunu kaldıramaz da üstelik o çok alıştı şımarıklığa, kesin yattılı tedaviler görür ruh ve sinir hastanelerinde evlilik dışı çocuk fikrine mi alışacağız, çok normal birşeymiş gibi kızıma öz kardeş istiyorum, bundan doğal ne olabilir, imza nedir ki diyor azıcık bile yadırgadığını cesur davranıp belli edene şaşkın şaşkın bi bakışı var, bunlar kadının resmen de gerçek düşüncesi inanamıyorum bu kız çocuk anası...ne olacak o kızın hali?? henüz nikahsız dünyaya getirilip de mutlu olabilmiş ne bir çocuk duyduk, ne de anası?? toplumumuzun en büyük yaraları bu nikahsız evlilikler ve çocuklar kanal kanal dolup taşıyorlar , bir de kanallara kadar gelemeyenler onun kimbilir kaç katı bu kadını bu kadar aptal ve ahlaksız bilmezdim ben, akıllı başarılı kadın derdim hatta ama herşey özüne döner değil mi iyi bir ailenin gelini olunca ona göre davranmaya ancak bu kadar dayanabildi merdivenleri o adamın , bu adamın sırtında çıkan evli bir adamla yaşayan özüne eninde sonunda döndü işte işte buydu zaten o .. boşanmış iyi anne örneklerinden biri  benim için türkan şoray dır örneğin ..onun tırnağı bile olamaz.. bir maymunu koymuş pusete, tüp bebek yaptık, kaya ya benzedi diyor farkında değil, tamamen hğlya ya benzemiş, hık demiş te hülya nın burnundan düşmüş kaya da türk toplumunun göz önündeki bir erkek modeli olarak paylaşılamayan adam oldu, kapış kapış gidiyor. adam da içinden diyordur ya ben ne iyi yapmışımda aldatmışım karımı, ne iyi yapmışımda evlilik kurumuna, kızıma saygısız bir adam olmuşum, şimdi ohh bi onla bir bunlayım, bişey kaybetmedim kazandım, neydi o ondan sakla bundan sakla, orda kaç, burda yalan söyle amma uğraşmışım boşuna ohh be dünya varmış valla her türk erkeğine de tavsiye ederim diye kıs kıs gülüyordur ya kadın gurursu... Devamı

26 01 2006

DAHA NE KADAR EVİMİZE GİRECEK BU BANU' LAR, MURAT' LAR,H

  bir çocuğum olursa tekrar allahın izniyle televizyon olmayacak evimde televizyonsuz büyüteceğim odasına vcd ve yaşına uygun aynı zamanda eğitici öğretici cd ler ve müzik koyacağım  neler seyrediyoruz biz? diyor ki murat bey beğenmeyen tv yi kapatsın?? her eve girebilen bir iletişim aracı için kim bunu söyleyebilir?? ben kapatsam çocuğumun sınıf arkadaşlarının evinde açılıyor!! üstelik ben neden kapatayım? türkiye de yaşam şartları zor, ailelerin en ekonomik eğlence aracı tv..murat beyler ve bunlardan zevk alanlar asıl kendi özel zevklerine uyan cd ler bulup izlesinler evlerinde, onların zevkine ve ahlakına uygun bir çözüm var ama bizimkine çözüm yok üstelik gözümüzü, kulağımızı alıştırmaya kimsenin hakkı yok bunlara çocuklarımızı neden kendi aile ahlakında yetiştirmek için bu kadar da zorlanmak zorunda kalalım ki birkaç kadın programı var tv lerde ve nikahsız beraberkliklerin ne kadar büyük sonuçları olduğu ile bizi karşı karşıya getirdi bu programlar. bu programlarda nikahın önemini vurgulayıp kadınlar eğitilmeye çalışılıyorken şarkı söylemeye çalışıyorlar, film gibi bişeyler çeviriyorlar diye toplumun önünde yer alan kişilerin nedir bu "GÖNÜL BAĞI ÖNEMLİDİR, İMZA NEDİR Kİ? NİKAH NEDİR Kİ?" diye savunup durdukları ahlak anlayışı bizim toplumumuza ters bunlar ve alışmaya başlamak da hiçbir fayda getirmedi, bir bakar mısınız gençliğe..ve ailelerin düzgün bireyler yetiştirebilmek için gittikçe daha da fazla ne kadar zorlandıklarına..neden acaba bu kadar zor olması artık gençlere doğruları ve ahlakı anlatmak o kadar basit değil işte istemeyen kapatsın tv yi demek gibi.. adam evli, boşanmamış bile, geçmiş tv nin karşısına eski sevgilisi ile yaşıyor özelini, hemde nasıl yaşamak..gözümüzün önünde evli adamın bi kadınla nikahsız yaşaması yetmemiş bir de ne hakaretlerle, ne hor görmelerle yaşıyor örneğe bakınız..hele o hakaretleri bir kadının nasıl karşıladığı örneğine ne demeli? zaten evlilik kurumuna yani aile kurumuna olan saygı bozulacağı... Devamı

25 01 2006

BEN SANA MECBURUM

          ben sana mecburum bilemezsin   adini mih gibi aklimda tutuyorum   büyüdükce büyüyor gözlerin   ben sana mecburum bilemezsin   icimi seninle isitıyorum     agaclar sonbahara hazirlaniyor   bu sehir o eski Istanbul mudur   karanlikta bulutlar parcalaniyor   sokak lambalari birden yaniıyor   kaldirimlarda yagmur kokusu   ben sana mecburum sen yoksun     sevmek kimi zaman rezilce korkuludur   insan bir aksamüstü ansizin yorulur   tutsak ustura agzinda yasamaktan   kimi zaman ellerini kirar tutkusu   birkac hayat cikarir yasamasindan   hangi kapiyi calsa kimi zaman   arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu     Fatih'te yoksul bir gramofon çaliyor   eski zamanlardan bir cuma caliyor   durup köse basinda deliksiz dinlesem   sana kullanilmamis bir gök getirsem   haftalar ellerimde ufalaniyor   ne yapsam ne tutsam nereye gitsem   ben sana mecburum sen yoksun     belki Haziran'da mavi benekli cocuksun   ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor   bir sileb siziyor issiz gözlerinden   belki Yesilköy'deucağa biniyorsun   bütün islanmissin tüylerin ürperiyor   belki korsun kirilmissin telas icindesin   kötü rüzgar saclarini götürüyor     ne vakit bir yasamak düsünsem   bu kurtlar sofrasında belki zor   ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden   ne vakit bir yasamak düsünsem   sus deyip adinla basliyorum   icimsira kimildiyor gizli denizlerin   hayir baska türlü olmayacak   ben sana mecburum bilemezsin.     Atilla İlhan    ... Devamı

25 01 2006

doğru yanıt e) hiçbiri

HER AN BİR TERCİHTİR..HEPSİ DİYE BİR ŞIK LÜKSÜMÜZ YOK ve üç yanlış bir doğruyu da götürür bu yaşamak sınavında Her tercih baska bir seyden bir vazgeçismisEnstruman seçmek için bir karar almam gerekiyordu.Ya keman çalacaktim ya piyano; ya flüt çalacaktim ya da akordeon...Olmadi, hepsini istedim, hiçbirinden vazgeçemedim.Yillar geçtikten sonra her enstrumani iyi çalabiliyorum; ama hiçbirinde virtüöz degilim.Bir enstrümanla isim yapamadim. Ne kemanla taninan bireserim var, ne de piyanoyla..Bütün enstrumanlari iyi çaliyorum, ama kimse tanimiyor beni. Basarili olmak için her sey degil, bir sey lazimmis.Basari bir verismis; bir seyi alabilmek için birseyi vermek,digerlerinden vazgeçmek gerekiyormus. Keske kemani seçseydim ve digerlerinden vazgeçseydim.Karima da hayati zindan ettim, sevgililerime de...Hiçbirinden vazgeçmedim. Yani... Evlilik sadece birisi için karar almak ya,digerlerinden vazgeçmek...iste evlenirken ben bunu anlamadanevlenmisim. Evlendikten sonra baska kadinlarin da oldugu bir hayati yasamaya devamettim.Içlerinden bazilarini daha çok sevdim;ama ne onlardan birinde, ne de karimda karar kilabildim.Yillar sonra simdi yapayalnizim...Ne karim kaldi, ne de digerleri...Keske birini gerçekten seçebilseymisim, ama, yapamadim.Tipki enstruman seçimi gibi hepsiniistedim ve sonuçta elim bos kaldi.Almak için birakmak gerekiyormus. Dolu dolu bos yasamak.Hayatim boyunca yapacak çok isim oldu;hepsini yapmayi istedim.Hangisinde 'en iyi' yim? simdi bakiyorum, kazananlar, basarili olanlar hep bir tek sey yapmislar.En iyi olmak için önce seçmek ve digerlerini birakmak gerekiyor.Iste de böyle, özel yasamda da... Bu seçimi yapmamiz gerekiyor; çünkü mutlaka bazilari daha uygun...Bir ara ekonomik sikintiya düstüm. Tasarruf gerek.Basladim her seyden %10 kesmeye, ne anlamsiz bir ugrasmis bu. %10 dahaaz peynir yemek, çay içmek.Bu tasarruf çok aci verdi bana, her anhissettim. Her seyden %10 kesmek tabiatima uygundu tabii.Çok sonradan anladim; sadece taksiyle dolasmayi biraks... Devamı