25 01 2006

BU SOĞUKLARDA ÖNCE VİCDANIMIZI ISITALIM MI??

7598 PAKISTAN´A BATTANIYE GONDERIYORUZ....YARDIM KAMPANYASI DAPHNEs 24/01/06 22:42 Merhaba,Herkesin evinde ihyitac fazlasi,kullanmadigi birkaç battaniyesi mutlakavardir.Sizlerden bu battaniyeleri Pakistan´daki depremzedelere gondermek icin istiyoruz.Turkiye´nin neresinde olursaniz olun evinizden battaniyeler gelip alinacak, once İstanbul´a sonrada konsolosluk vasitasiyla Pakistan´daki ihtiyac sahibi depremzedelere dagitilmak icingonderilecektir.Gonderim sonrasi teslim edilen battaniye sayisi ilekatilanlarin isminin bulundugu Konsolosluktan alinan resmi belgelerdokumanlar e- mail araciligiyla ile tarafiniza gonderilecektir.Yapmaniz gereken tek sey asagidaki yetkili e mail adreslerinden birisineacik ev adresinizi ve vereceginiz battaniye sayisini belirten bir mailatmaniz olacaktir.Bu maili adres listenizdeki diger kisilerle de paylasmaniz icinforwardlamanizi rica ederiz.Cnn de sizlerinde seyretmis olabilecegi goruntulerde soguk ve cetin gecen kis sartlarinda oradaki insanlar sadece ama sadece battaniyeler ile isinabiliyorlardi.Yetkili makamlardan alinan bilgiler dogrultusunda ulkede cok sayida battaniye ihtiyaci oldugu tespit edilmistir.Sogukta kalanlar cok iyi bilir kisa surede usuyen insanlari isitmanin en pratik ve saglam yolu battaniyedir.Evinizdeki ihtiyac fazlasi battaniyeleri dolaplarinizda muhafaza edipusuyen cocuklardan,yaslilardan esirgememeniz dilegiyle.Erman Tutuncu ermantutuncu@pamukkalpler.comEsin Sevgin esevgin@iski.gov.tr , esinsevgin@yahoo.co.ukSaygilarimizlaPamuk Kalpler Yardim Grubu / Sokakta Calisan Cocuklar Dernegiwww.pamukkalpler.com www.bckmerkezi.8m.com Devamı

25 01 2006

EYY TERKEDİLMİŞŞ

Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.Kayıp keşif, sende battı her şey!Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya, kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!İttim gölge duvarını geriye,arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibive tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.Oradaydı adaların kara yalnızlığı,orada sevda kadını, sardı kolların beni.Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.Ah kadın, bilmem nasıl erittin beniruhumun toprağında, kollarının arasında!Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarınınyanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların. Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar, ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız. Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif, başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğumve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı seni yutmayan.Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.Ey yıkıntı ... Devamı

25 01 2006

DUDAKLA BARDAK ARASI

  Eski Sisam krallarindan Ancee adinda birzalim,yeni yaptirdigi bir bagaüzüm kütükleri diktiriyormus.Islerin bir an önce bitmesini saglamak içinde kölelerini hiç dinlenmedençalistiriyormus.O zavalli kölelerden biri,birgün pek bitkin düstügü için  dayanamaz vezalim krala:  - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bagin üzümlerinden yapilacak sarabi hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki !.. deyivermis.  Kral biraz kizmissa da sesini çikarmamis.  Nihayet gün gelip üzümler yetistikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasini emretmis. Bir müddet sonra da o bagin üzümlerinden yapilmis saraptan bir bardak getirilmesini emretmis.  Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çagirtmis. Sarap bardagini eline alarak:- Söyle bakayim, benim bu saraptan hiç bir zaman içemeyecegimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormus.   Köle söyle cevap vermis:   - Belli olmaz efendim. Içebileceginizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasindaki mesafe çok uzundur. O arada basiniza neler gelebilecegini de bilemem !..  Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralin adamlarindan biri girmis. Bir yaban domuzunun bahçeye girdigini ve  asmalari kirip döktügünü söylemis. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen disari firlamis. Bahçede domuzun bulundugu yere kosmus. Kral ve domuz arasinda öldüresiye bir mücadele baslamis. Sonunda yaban domuzu mizrak gibi azi disleriyle, Sisam kralinin karnini yarip ölümüne sebep olmus. Kral bostanda, bardak masada kalmis... Su söz bu olayi güzel bir sekilde ifade ediyor:    "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip degil ise ne gelir elden?"       Kalbinize yakin bulduklarinizi çantada keklik sanmayin. Sikica asilin onlara tipki hayata asildiginiz gibi... Çünkü onlarsiz hayat da anlamsizdir..   Hayati çok hizli kosmayin, nereden geldiginizi ve  nereye gittiginizi unutmayin.Hayatin bir yaris degil, her saniyesinin tadi çik... Devamı

25 01 2006

Emma Bombeck kanser hastalığından, ölmeden önce kaleme almış.

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; hastayken yatağa girer dinlenirdim...Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim...Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım...Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim... Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğinedavet ederdim... Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım... Yerler leke olacak diye korkmazdım... Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım... Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım... Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim...Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum...TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim...Ömür boyu "garantilidir" denilen hiçbir şeyi satın almazdım...Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamileolduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu farkederdim... Bu o kadar nadir bir olay ki, Mucize gibi bir şey...Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "önce git ellerini yüzünü yıka"demezdim... Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim... Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasınıdeğerlendirmek olurdu... Dikkatle bak!Gerçekten gör!Yaşa!Vazgeçme!Küçük şeyler için şikayet etme!Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beniilgilendirmezdi... Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım...Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin... Tek bir hayatınız var ve birgün sona eriyor... Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.'' ... Devamı

24 01 2006

BİR MEVSİM İSTİYORUM

BİR MEVSİM SEÇECEĞİM KENDİME YAKINDAbir iklimimbir toprağımkendime has insanlarımbana ait bir lisanımmeyvelerim sebzelerim çiçeklerimbir sıcaklık derecem üç aşağı beş yukarıhava şartlarımbir mevsim istiyorum belki sıcak bir yaz güneşibelki soğuk kış günleribelki kişiliksiz baharlarbelki yalancı pastırmalarya çiçekler açacak belki de solacak yapraklar dökecek ağaçlarbelki gökyüzünde aşkbelki de yağmurama mevsimsiz böyleolmayacak Devamı

24 01 2006

İŞTE TÜRKİYE'DE KAR MANZARASINDA İLK 10

  ZİGANA GEÇİDİ2 bin 32 metre yükseklikteGümüşhane - Trabzon Karayolu’nun 60. kilometresinde bulunan Zigana Geçidi, Gümüşhane’ye bağlı. Trabzon’a 120 km uzaklıkta. Geçit 2 bin 32 metre yükseklikte bulunuyor. Yılın beş ayı karlı kaplı olan Zigana’da konaklama da yapılabilecek bir kayak tesisi var. Kendin pişir kendin ye türü tesisler de bolca bulunuyor. Zigana, Hamsiköy sütlacı ile meşhur. Trabzon ve Gümüşhane’den gün içinde sürekli araç bulma imkanı var. Temiz havası ve harika doğasıyla Trabzon ve Gümüşhaneliler’in günübirlik gezilerde en çok tercih ettiği yerlerin başında geliyor.AYDER YAYLASIYılın beş ayı karla kaplıRize’nin Çamlıhemşin İlçesi’nde, Fırtına Vadisi ile Kaçkarlar arasında yer alıyor. Bin 200 metre rakımdaki yayla, Rize il merkezine 80 kilometre uzaklıkta. Ayder yaylasının çevresinde 3 bin metreyi aşan doruklar ve 2 bin metreye kadar yükselen ormanlar göz alabildiğine uzanıyor. Kaplıcaları da bir hayli ilgi görüyor. Kaplıca gün boyu ziyaretçi akınına uğruyor. 260 metre derinlikten çıkan 50 derecelik kaplıca suyunun başta romatizma, kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiği söyleniyor. Kış aylarında yaylada 200 civarında olan yatak kapasitesi yazın; otel, pansiyon ve özel yayla evleri ile bin yatağa kadar çıkıyor. Yılın ortalama beş ayı karla kaplı olarak geçiyor.ILGAZ HACETTEPESİZengin doğal hayatKastamonu Ilgaz Dağı’nın 2 bin 587 metrelik Büyük Hacettepesi ile 2 bin 547 metrelik Küçük Hacettepesi, kış aylarının vazgeçilmez adreslerinden. Kayak yapmayı sevenlerin gözdesi. Dört konaklama tesisi bulunuyor. Akarsuları, florası ve yaban hayvanlarıyla zengin bir doğal hayata sahip. Kayın, meşe, söğüt, titrek kavak, karaağaç, gökçeağaç, sarıçam ve boyu 40 metreyi bulan göknarları var. Dağdaki kayak merkezi İstanbul’a 460, Ankara’ya 210 kilometre uzaklıkta. Ulaşım, tur otobüsleri ve özel vasıtalarla sağlanıyor. Kayak merkezi, aralık başından nisan ayına kadar hizmet veriyor. Ü... Devamı

24 01 2006

KARA KIŞ ORTASINDA KIŞ GÜNEŞİ SICAKLIĞINDA BİR MERHABA...

Kar kristalleri Kar, sıcaklığın 0°C'nin altına düşmesiyle meydana gelen yağış şekli. Bulutları meydana getiren su buharı 0°C’nin altındaki sıcaklıklarda donar. Bu donma sonucu su buharı iğne şeklinde buz kristalleri halini alırlar. Bunların birbirlerine birleşmeleri neticesinde de düzgün altıgen şeklinde kar kristalleri meydana gelir. Kar kristallerinin bozulmadan yere ulaşmaları için geçtikleri hava tabakalarının sıcaklıklarının 0°C’nin altında olması gerekir. Aksi takdirde yeryüzüne yağmur olarak yağar. Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiştir. Elde ettiği 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer ilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır. Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4°C ilâ -20°C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak... Devamı

24 01 2006

KARA KIŞIN ORTASINDA BİR MİNİK HERCAİ YÜREĞİM

olmadık bi yerde tek başına yüreğim tohumunu rüzgarlar savurmuş getirmiş uzaklardan ya da kuş kanadında gelmişim çok severim hercai menekşeyi belki moru çok güzel taşıdığı içinya da renklerin tümünüya da hercai olduğu için benim gibiya daçok narin kırıldı kırılacak olduğu içinama aslında çok güçlühiçbir rüzgara, hiç bir fırtınaya yenilmediğihiç yıkılmadığıhiç solmadığı için kışın ortasındabenim gibi belki de hercai ya ondan bilmiyorum ................. kara kışın cesur hercaisihep sevdim hercai menekşeyibelki moru çok güzel taşıdığındandırbelki de her renfisarıyı, beyazı, turuncuyu dabilmiyorumbelki de o kadar narino kadar incecikkırıldı kırılacakçıtkırıldım görünür desanki bir rüzgarlık ömrü vardırama ne fırtınalar boynunu bükebilirne yağmurlar başını yere eğebilirne bütün kristalize karları bulutlarıno dimdik hala nasıl da ayaktadırsallanır sallanır da yıkılmaz ağaçların yıkıldığı afetlerdebenim gibibelki de bundanhep sevdim hercai menekşeyibelki de hercai yanındandırbenim gibihiç ummazsın bakıncahercailik nerede hercai menekşe nerede??benim gibibelki de bundankedi çiçeğim benimkedi yüzlü çiçeğimdışımdan söylemek içimden gelmedi       Hercai menekşelerin hepsi eşit büyüklükte olmayan ve her birinde genellikle iki ayrı renk bulunan, beş tane kadifemsi taç yaprakları vardır. Taç yapraklarının arkasında, balözü içeren birer uzantı ya da mahmuz bulunur. Çiçeğe gelen arılar bu tatlı sıvıya ulaşabilmek için daha büyük olan en alttaki taç yaprağa konarlar. Böylece arılar balözünü emerken çiçeğin erkek organlarında bulunan çiçek tozları da arıların tüylerine yapışıp kalır. Arıya yapışmış olan çiçek tozlarının aynı çiçekteki dişi organın tepeciğine bulaşmasını önlemek üzere tepeciğin üzeri koruyucu bir kapakla örtülüdür. Ama arılar bir çiçekten uçup başka bir hercai menekşe çiçeğine konduklarında, balözü emebilmek için bu kapakçığı hortumlarıyla açarlar ve bir önceki çiçekten getirdikleri çiçek tozlarının bir bölümünü dişi organın tepeciğine ... Devamı

22 01 2006

YAŞANILAN Bİ YERLER

                 ... Devamı

20 01 2006

ZEYTİN' İM VE BALIM' CIĞIM

kedişlerim benim canlarım ama bugün çok azdılar delirdim hatta ilkkez bu kadar azdılar.sadece bir tek ses gelmişti ama bomba düşmüştü sanki ve saatler harcadım:(erkek kedi ne yaramaz oluyo ya niye erkek milleti böyle:( yemek tepsilerine kahvaltılarını koydum erkek kuru mama yer başka şey yemez, kızada ne versen yer, hatta ben yiyorsam en olmayacak şeyde olsa yer, bu durumda kızımın kahvaltısı olarak üç zeytin, süt ve peynir koydum.daha mutfaktayım ama erkek olan tepside yemediği şeylere kızmaya birkaç gün oldu başlayalı ben de sana ne ya kızım yiyor sen ne karışıyorsun diyordum valla bir ses geldi sadece bi tane..gittim ki tepsi tepetaklak olmuş bütün kurumamalar tüm mutfağa yayılabilmiş hayret, zeytini çaybardağı altına koymuştum o kırılmış bu kadar olay tek sesle nasıl olur diye söylene söylene topladım daha yeni kalkmış halimle.heleşükür çayımı içecektim ki aa mutfaktan bi çıktım bütün ortalık kan..aaaa bu da nesi ki beni kan tutar parmağımı kessem düşer bayılırım ben..biraz zaman geçince kanları bişeye benzetebildim pati şeklindeydi amaa mutfaktayım ya ben mutfak hariç heryerde kırmızı patilerrr aralıksız:((ayağına bi baktım meğer kesmiş kırılan tabakla allahım yarabbimmm yaaa haydii çayımı bıraktım başladım silmeye, o ne öyle ya silinmesi ne zor bişey ova ova zorla siliniyo zaten düşüp bayılıcam az kalmış:((sildim oturdum birazdan kalktım aaaaaaa aynen yine heryer kırmızı pati ya kan durmuyo, oğlana otur oturduğun yere desem anlamıyo geziyo:(((tam 5 parti aynı hareketleri yapa yapa kırmızı pati sildim bide..bu kadar şey bir tek sesle bir anda basıl becerildi şok oldum valla:(((ilkkez sesimi yükselttim oğluma ne yalan söyliyeyim:( Devamı

20 01 2006

KONUŞMA ÖZÜRLERİ

çağdaş basın yayın dağıtım bölge yetkili bayiinden sekreter hanım telefonu açar   ben- iyigünler..Derya Baykal' ın kuponu biriktirilen kitabının dağıtımı başladı mı?   sekreter kız-yün kitabı mı? (:( allahallah kuponu biten sadece yün kitabı var, diğer kitabının daha bugün başladı kuponu, nasıl dağıtımı başlayabilir bu soru bana bir hakaret :) oluyor ama..daha kuponu bugün başlayan kitabını da sorma ihtimalim var demek ki karşı tarafın kulağında)   ben-evet   sekreter kız- yarın gelip alabilirsiniz   ben-  başladı mı yani dağıtımı?   sekreter kız- evet   ben- yani bugün orada var mı?   sekreter kız- evet   ben- ee o zaman bugün gelip alayım!!   sekreter kız- siz bilirsiniz   allahallahhh sağol bana bıraktığın için....  ... Devamı

20 01 2006

AFET KOORDİNASYON MERKEZİ' N DEN

      T.C.  İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI  AFET KOORDİNASYON MERKEZİ  Yurdumuz Sibirya üzerinden gelmesi beklenen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına girecek.   Soğuk havanın 23 Ocak Pazartesi gününden itibaren, Şubat ayı başına kadar etkili olacağı tahmin ediliyor.  •   Perşembe    sabah    saatlerinde    başlaması    beklenen    sağanakyağmurun öğle saatlerinde şiddetini artırarak yağması bekleniyor.Yağışın özellikle şehrin güney kesimleri (sahil yolu güzergâhı), boğazhattı boyu güzergâhı ve Anadolu yakasında daha etkili olacağı tahminediliyor.  Şiddetli  sağanak yağış nedeniyle oluşması  muhtemel  subaskınları,   taşkınlar   ve   göllenmelere   karşı   hazırlıklı   ve   tedbirliolunması gerekmektedir.     •   Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece, hava sıcaklıklarında beklenen6-8 derecelik düşüşle birlikte yağışların karla karışık yağmura, Cumagünü ise yüksek kesimlerde (Binkılıç, Çatalca,    Aydos tepesi gibikesimlerde) kar yağışına dönmesi bekleniyor. Cuma gecesi havasıcaklığının -2 dereceye  kadar düşmesi bekleniyor.  Bu  nedenleCuma gecesinden itibaren oluşması muhtemel buzlanmaya karşıdirekt rüzgâr alan yollar,  köprü ve viyadükler başta olmak  üzereönemli güzergâhlarda hazırlıklı ve tedbirli olunması gerekmektedir.     • Pazartesi günü rüzgarın hızını artırarak fırtına seviyelerine (saatte  80-90 km. hızla) ulaşması bekleniyor. Aynı gün yağışlarında kara dönüşeceği tahmin ediliyor   Fırtınanın kar yağışını tipiye çevirmesi ve görüş mesafesini düşürerek trafikte aksamalara neden olması bekleniyor.     •   Pazartesi gününden  itibaren hava sıcaklıklarının gündüz bile -5derecelere kadar d... Devamı

20 01 2006

BİZ NE YAPTIK Kİ BU KUŞLARA???

kuşların göç yolu üzerindeyiz, yılda iki kez   ülkemizden geçiyorlar,, benim anlayamadığım bu kuşlar sınırları nasıl bu kadar iyi biliyorlar, hadi diyelim Türkiye' YE BİR GAREZLERİ VAR BU KUŞLARIN ama o kadar şaşırmadan sınırları nasıl ayırıyorlar da, kuş gribi ülkemizle sınırlı kalabiliyor:( yoksa gene bir oyun mu çıkıcak bunun altından?? hani bir zamanlar posta ile gönderilirdi bir virüs..SARS VİRÜSÜ!! Türkiye' YE BU KEZ HANGİ AMAÇLA BİLİNMEZ AMA YOKSA yine BİR SALDIRI MI  söz konusu?? bu konu gerek turizmi, gerek ekonomiyi gerekse toplum huzurumuzu ve sağlığımızı sarsıcı bir konu çünki?? ben şüphelendiren kuşların Türkiye' ye kini??     Devamı

20 01 2006

KUŞ GRİBİ NEDİR??

1. Kuş gribi nedir?     Kuş gribi (avian influenza) influenza virusunun A tipinin nedenolduğu ve kuşlarda görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Kuşların çoğuenfeksiyona duyarlıdır ama birkaç tür daha dirençlidir. Enfeksiyonkuşlar arasında oldukça hızlı yayılır ve öldürücü seyreder.     2. Etken virusun özellikleri nelerdir?     Etken olan influenza virusunun 15 alt tipi bulunmaktadır. Influenzavirusları hemaglutinin (H) ve nörominidaz (N) antijenlerine göresınıflandırılır. Bunlar içinde H5N1'in özel bir önemi vardır.Balıkesir'de görülen salgında H5N1'in etken olduğu varsayımınadayanılarak çalışmalar yürütülmektedir. Bugüne kadar H5 kesinleşmiş,ancak N tipinin ne olduğu henüz kesinlik kazanmamıştır.     3. H5N1 neden önemlidir?     H5N1 tipi enfeksiyon insanlarda hastalık ilk kez 1997 yılındabildirilmiştir. H5N1 diğer influenza türlerine göre daha ciddi veöldürücü seyretmektedir. Ayrıca, H5N1 hızlıca mutasyon yapabildiğiiçin daha hızlı yayılabilecek yeni virusların oluşmasına kaynakoluşturabilecektir.     4. Virus ne kadar dayanıklıdır ve nasıl etkisizleştirilir?     Virus, enfekte olmuş alanlarda düşük sıcaklıkta en az 3 ay canlıolarak kalabilir. Enfekte olan kuşlar virusleri en az 10 gün boyuncaağız ve dışkı yoluyla atarlar. Virus, 60 derecede 30 dakika ısınmayoluyla ve ayrıca yaygın kullanılan dezenfektanlarlaetkisizleşebilmektedir.     5. Salgın nasıl oluşur ve insanlara nasıl geçer?     Doğrudan ya da dolaylı yollarla vahşi göçmen kuşların evcil kuşlaraenfeksiyonu bulaştırması en önemli salgın nedenidir. Ayrıca, canlıkuş pazarları salgının yayılmasında önemlidir. Özellikle ölü veyacanlı hastalıklı kuşlar ve kuşların atıklarına maruz kalan kişileresolunum ve temas yoluyla bulaşır.     6. Ülke içinde ve ülkeler arasında nasıl yayılır?   &nb... Devamı

19 01 2006

BU AŞK NEYİN NESİDİR??

okyanus_entrophy ye göre aşk biyokimyasal olarak 400 gram çikolata yemektir aşk.                               objektivist için  sexdir sadece                               romantik için  herşeydir, farklı bir şeydir, hayatın kaynağı gibi bişeydir (daha  doğrusu ne olduğunu henüz anlamamıştır)                                  edilgenler için aşk  hiç hissedemedikleri iyi betimlenmiş aşk şiirleridir                               klasik dönem türk  edebiyatında arzu duymak. özlemdir                               bilimciler için  türün devamını sağlayan en temel güdünün sebebi                               dinciler, bir dine  tamamen bağlı kimseler, için mahrem, yasak(mahrem olmazsa ve evli  olunmazsa) ve dünyevi bir "şey"dir. Ayrıca erkeklere yönelik bir şeydir.                               ortalama bi insan  için yarım yamalak binlerce anlamı olabilir ama genel olarak  s... Devamı

18 01 2006

BİR YAZIYI KAYBOLMAYACAKLARIMIN ARASINA ALMAK İSTEDİM

6202   Ayrılık vakti bu gece için yanlızca ...   miçomiçomiço   24/08/05 03:04             Geçen cumartesi bir arkadaşımı daha evlendirdim okuldan .18 eylülde son kalan bekar arkadaşımızı evlendireceğiz . Neslim tükeniyor galba .18 eylül benim için çok özel bir gün .dile kolay 8 yıldır görüşmediğim arkadaşlarımla bir araya gelme fırsatı bulacağım .daha doğrusu hepimiz bulacağız .Öyle yada böyle ayrı ayrı görüştüklerim var içlerinde ama hepimizin aynı anda beraber olması çok farklı .Tahmin edeceğiniz gibi üniversiteden geliyor arkadaşlığımız .Hepimiz ülkenin farklı köşelerinden gelip anadolunu küçük bir kasabasında 2 yılı paylaştık .Paylaştık diyorum çünkü televizyonun ,bilgisayarın ,telefonun ,herhangi bir cafenin hatta manavın bile olmadığı küçük bir Anadolu kasabasında yapabileceğimiz pek fazla bişi yoktu .Küçük bir radyo ,2 pastane ,1 postane birde gazete alabileceğimiz bir kırtasiye elimizdekiler buydu .Bizler hoş sohbeti ,tartışmaları ,bol bol yemek yapmayı ,gezmeyi dolaşmayı ve birbirimizi tanımayı keşfettik bu geçen 2 yılda .Karın sıcaklığını ,doğanın bize sunduğu güzellikleri ,dağların ulaşılmaz heybetini ,kirazın en güzelini keşfettik .O günleri çok özlüyorum .Burada büyük şehirde teknoloji beynimizi ve vücudumuzu köreltiyor bence ,tembelleşiyoruz. Apartmanların arasında kaybolup gidiyoruz .Herkese tavsiyem alın sevdiğiniz birkaç arkadaşınızı yanınıza kapatın cep telefonunuzu kimse bulamasın sizi ,planlı bir turla Kaçkarlar yada doğu Karadeniz ,atın kendinizi doğaya 1 hafta kaybolun şehirden .Yeniden doğmuş gibi olacaksınız .Karadeniz olması şart değil tabi .Aladağlar da olabilir Niğde tarafı doğu toroslar .Birde nemrut varki görmeden sakın bu dünyadan gitmeyin .Ben şahsen güneşin doğuşunu izlemenizi tavsiye ederim ama batışıda izleyebilirsiniz .Bulunduğu ülkede yaşıyoruz gitmiyoruz nemrut a ama yeni Zelanda dan Japonya dan Amerika dan dünyanın her yerinden insanlar oraya gidiyor .Daha... Devamı

18 01 2006

TANIMAK İSTİYORUM..

 Tanimak için bilmek istiyorum   Geçinmek için ne yaptigin beni ilgilendirmiyor.   Neyi özledigini, kalbinin arzuladigi seye kavusmanin hayalini kurmaya cesaretedip edemedigini bilmek istiyorum.   Kaç yasinda oldugun beni ilgilendirmiyor.   Ask için, hayallerin için, yasiyor olma serüveni için bir aptal gibi görünmeriskini göze alip almayacagini bilmek istiyorum.   Ay'in etrafinda hangi gezegenlerin döndügü beni ilgilendirmiyor.   Kederinin merkezine dokunup dokunmadigini, hayatin ihanetlerince açilipaçilmadigini, daha fazla aci korkusundan kapanip kapanmadigini bilmek istiyorum.   Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalismadan benim ya da kendi acinlaoturup oturamayacagini bilmek istiyorum.   Benim ya da kendi nesenle olup olamayacagini, insan olmanin sinirliliginihatirlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamiz için uyarmadan çilginca dansedip çoskunun seni parmak uçlarina kadar doldurmasina izin verip vermeyeceginibilmek istiyorum.   Bana anlattigin hikayenin dogru olup olmamasi beni ilgilendirmiyor.   Kendi kendine dürüst olmak için bir baskasini hayal kirikligina ugratipugratamayacagini; ihanetin suçlamasina dayanip, kendi ruhuna ihanet edipetmeyecegini bilmek istiyorum.   Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacagini bilmek istiyorum.   Her gün sevimli olmasa da güzelligi görüp göremeyecegini bilmek istiyorum.   Benim ve kendi hatalarinla yasayip yasayamayacagini; bir gölün kenarinda durupgümüs ay'a "EVET!" diye bagirip bagirmayacagini bilmek istiyorum.   Nerede yasadigin ya da ne kadar paran oldugu beni ilgilendirmiyor.   Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardindan, yorgun, bitap da olsan,çocuklar için yapilmasi gerekenleri yapip yapmayacagini bilmek istiyorum.   Kim oldugun, buraya nasil geldigin beni ilgilendirmiyor.   Çekinmeden benimle atesin ortasinda durup durmayacagini bilmek istiyorum.   Nerede, kiminle, ne okudugun beni ilgilendirmiyor. &nbs... Devamı

18 01 2006

KELEBEK ÖMRÜNDE

yalanların gölgesidir yalnızlığınKaranlık gardenlerin içinde büyüttüğün soluk zambaklarınGözlerinin kör bakışlarında var olangöklerde yankısıdır sahte tanrıların kopan fırtınalarCehennemden kopup gelen bir cezadır aşkınUyandığım zaman sadece kabuslarımda kalacak,Benim rüyam gerçek olamayacak kadar güzel ama,senin var yokluğun hayal olamayacak kadar gerçek.kelebeklere aşkın kelebek ömründeuzaklara bakıyorsun Ama göremiyorsunyakından gördüm sevmiyorumAma anlatamıyorum Devamı